Kanser tedavisinde lipozom araştırmaları nanoteknolojiyle buluşuyor

Lipozom diagramı
Lipozom diagramı

Kanser tedavisinde radyoterapi ve kemoterapi bir doktorun cephaneliğindeki vazgeçilmez iki silahtır. Raporlarda ideal olarak her iki yöntemin aynı zamanda kullanılabileceğini gösterilmiştir. Fakat bu olayı gerçekleştirmek ölümcül toksisite seviyeleri oluşturmaktadır. Kemoterapiden oluşan toksisite ihtimalini azaltmak için ilaçlar solid tümörlerin içine, yağlardan üretilen nanoölçekli vezüküller (kesecikler)  ve anti kanser ilaçlarıyla yüklü olan lipozomlar yardımıyla verilebilir olduğunu araştırmacılar raporlamıştır.

Kanser tedavisinde daha etkili yollar bulma yarışında Boise Eyalet Üniversitesi Biyofizikçisi Daniel Fologea bir artı birin iki olduğu genel matematik kurallarının dışında bir çalışma yürütüyor. Onun dünyasında bir artı bir ikiden çok daha fazlası anlamına geliyor.

Radyoterapi sadece tümörlü alanı kesin olarak hedef alırken sistematik kemoterapi çok geniş bir alana yayılır. Öyle ki kanser hücrelerini öldürme girişimde ilacı tüm vücuda hızlıca gönderirken bir yandan birçok sağlıklı hücreyi de bertaraf eder. Tek başına uygulandıklarında bu iki yöntem de etkili değildir, dolayısıyla solid tümörlerle mücadele ederken kemoterapi ve radyoterapi için ayrı seanslar gerekmektedir.

Raporlarda ideal olarak her iki yöntemin aynı zamanda kullanılabileceğini gösterilmiştir. Fakat bu olayı gerçekleştirmek ölümcül toksisite seviyeleri oluşturmaktadır. Kemoterapiden oluşan toksisite ihtimalini azaltmak için ilaçlar solid tümörlerin içine, yağlardan üretilen nanoölçekli vezüküller (kesecikler)  ve anti kanser ilaçlarıyla yüklü olan lipozomlar yardımıyla verilebilir. Lipozomlar tümör içersinde kendi kendine birikir ancak yüklü ilaçlar çok yavaş bir şekilde serbest bırakılır.

Ağustos 2014’te bir patente kavuşan Fologea (Fizik bölümü profesörü) ve Arkansas Üniversitesi’nden çalışma arkadaşları sağlıklı hücrelere zarar vermeden radyoterapi ve kemoterapi tedavilerini birleştirme adına verdikleri sözü tuttular.

Bu yeni yöntemde Fologea şunları belirtiyor: ‘’Lipozomlar, x-ray ışınlarına maruz kaldıklarında değerli yüklerini serbest bırakmak için tasarlanmıştır. Sadece hedefe ilaç götürmekle kalmaz, yüksek konsantrasyondaki ilacın tümör bölgesine derhal serbest kalmasını sağlar, böylece ilaç etkinliğini arttırmış olur. Ayrıca, tedavide radyo ve kemoterapiyi birlikte kullanan bu kombine sistem süper katkılıdır, yani tek başına uygulanan herhangi bir tedaviden birkaç kat daha etkili anlamındadır. ’’

İlginizi Çekebilir!  Çernobil Faciası

İşte nasıl çalıştığı: Lipozomların içersinde küçük ışıltılı nanopartiküller bulunmaktadır. X ray ışını gönderdiğimizde UV ışın yayacaklardır. Yayılan UV ışığı, lipozom içerisindeki fotolabil (ışığa duyarlı) bir kafeste bulunan Ca2+ nın salınımını tetikler. Serbest kalan Ca2+ lipozom duvarındaki yağların yıkımını gerçekleştiren bir enzim olarak adlandırılan fosfolipaz A2 yı aktive eder ve ilacın hızlı salınımını tetikler.

Bu tekniğin patentini alan araştırmacılar yöntemin onaylanmasını ve kanser hastaları için kullanışlı olup olmayacağının test sonuçlarını birkaç yıl daha bekleyecekler.

Bu sırada Fologea kanser ve diğer hastalıkların tedavisi için daha önce FDA tarafından onaylanmış malzemeler kullanarak da benzer sonuçlar elde edilen bir başka yöntemin ilk aşamalarını tamamladı. Bu yöntemle daha önceki translasyon çalışmalarının önü açılacaktır.

Boise Eyalet Üniversitesi Biyoloji Profesörü Cheryl Jorcyk’ün çalışmaya dahil olmasıyla, vücutta sirküle olan kanser hücrelerini tanıyan ve bu hücrelere saldıran antikorları lipozom yüzeyine yerleştirmenin yollarını arayacaklar. Diyabet tedavisinde kullanışlı lipozomlar geliştirilmek için farklı bir yöntemse Boise Eyalet Üniversitesi Biyoloji Profesörü Denise Wingett ile geliştirilme aşamasındadır.

 

Kaynak: sciendaily.com

 

Sizce faydalı mıydı?

Değerlendirme: 0 / 5. Oylayan: 0

Yorum Yap