19 Mayıs’ın Kimyası

0

Soma faciasının gölgesinde yasla dolu bir 19 Mayıs kutluyoruz. Kutlayamıyoruz daha doğrusu. Herkesin bir tarafı buruk.

Bir daha bu tarz facialar yaşamamak biraz da biz gençlerin elinde. Daha çok çalışıp, daha çok araştıracağız. Daha çok öğrenip, daha çok uygulayacağız. Ülkemizi el birliği ile daha ileriye taşıyacağız. İlim ve fen neredeyse, bilgi neredeyse gidip alacağız. Aldığımızı da ülkemiz için kullanacağız.

Mustafa Kemal Atatürk, biz Türk gençliğine duyduğu sonsuz sevgi ve güven ile 19 Mayıs’ı  “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak ilan edip Türk gençliğine armağan etmiştir. Atatürk Türkiye’nin istikbalinin biz gençlerin ellerinde ve omuzlarında yükseleceğini çok iyi biliyordu. Bu nedenle en büyük eserim dediği Cumhuriyet’i Türk gençliğine armağan etmiştir. Bunu da Gençliğe Hitabesinde belirtmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk söylediği sözlere bizlere yol göstermiş, sözlerinde her zaman akıl ve bilimi işaret etmiştir. Milletimize her zaman çalışmayı ve bilgi sahibi olmayı öğütler. Çağı yakalamak, dünya milletlerinin arasında söz sahibi olabilmek için bilimsel gelişmeleri yakından takip etmek gerekir. Kendi içine kapanan, okumayan, bilimsel anlamda kendini geliştirmeyen milletler dünyada söz hakkına sahip olamaz.

“Bu millet ve memleket ilme ve irfana çok muhtaç; eğitim ve ögretim görmek için, ilim ve fen almak için Avrupa’ya Amerika’ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz. İlim ve fen ve ihtisas nerede varsa, sanat nerede varsa gidip öğrenmeye mecburuz. Çok çalışmaya mecburuz. Çalışmak demek ise boşuna yorulmak terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü medeni buluşlardan azami derecede yararlanmak zorunludur.”

Atatürk bilime son derece önem vermiştir. Bu doğrultuda da bir çok çalışma gerçekleştirdi. Her yaştan kişiye okuma-yazma öğretmek amacıyla “Millet Mektepleri” açtı ve ilkokulları zorunlu hale getirdi. Kendi elleriyle “Geometri” isimli bir kitap yazdı. Ziraat(tarım) alanında bilimsel çalışmalar ve gelişmeler yapmak üzere Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsünü kurdu. Yer altı kaynaklarının araştırılması için Maden tetkik Arama Enstitüsünü (MTA) kurdu. Türk Dil Kurumunu kurdu. Türk Hava Kurumu’nu kurdu. Türkiye Cumhuriyeti’ni daha ileri taşımak için birçok şey yaptı.

“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fenndir. İlim ve fennin dışında mürşit aramak gaflettir, dalalettir.”

Bizde birer kimya bilimci olarak, Atatürk’ün açtığı yolda, gösterdiği hedefe, hiç durmadan yürüyeceğimize ant içtik.  

İlginizi Çekebilir!  Avrupa’nın En Eski Eczanesi “RAEAPTEEK”

Çalışırken, araştırırken, öğrenirken, hepimizin en önce sağlam bir kafaya ihtiyacımız var. Sağlam kafa da bildiğiniz üzere sağlam vücutta bulunur. Sağlam vücudun en büyük destekçisi ise spordur. Spor için aynı zamanda ruhun gıdasıdır da diyebiliriz.

Sağlam vücut ve pozitif bir ruh halinin kimyası spordan geçer. Bilinçli bir şekilde yapılan sporun bilimsel olarak kanıtlanmış sayısız faydasından birkaçını paylaşacak olursak;

Kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar. Öğrenme kabiliyetini artırır. Özgüveni artırır. Beyninizi zinde tutar. Hafızayı keskinleştirir. Üretkenliği artırır. Konsantrasyon yeteneğini artırır. Vücudunuzu zinde tutar. Bağışıklık sisteminizi güçlendirir. Enerji ve dayanıklılığı yükseltir. Stresi azaltır. Düzenli uyku konusunda yardımcıdır. Eklem fonksiyonlarını geliştirir. Kas gücünü geliştirir. Kalbinizi güçlendirir. Yüksek kan basıncını düşürür. Kansere ve şeker hastalıklarına yakalanma riskini azaltır. Hücrelere yeterli ve daha bol oksijen taşınmasını sağlar.

Sadece sporla olmaz elbette. Sağlıklı ve dengeli beslenmek de önemli. Çünkü spor yaparken ve sonrasında günlük hayatımız da harcayacağımız enerjiyi tükettiğimiz besinlerden alacağız. Beslenmemiz sonrasında vücudumuzda birtakım ardışık tepkime zincirleri gerçekleşir. Tükettiğimiz her besin bize doğrudan veya dolaylı olarak enerji verir. Bu enerji genellikle kalori cinsinde ölçülür.

Kimyasal enerji vücudumuzda yağ, karbohidrat ve protein şeklinde depolanır. Vücut, fazla gördüğü enerjiyi yağ olarak uzun bir süre saklayabilir. Çok fazla hareketsiz bir yaşantımız varsa vücudumuzdaki yağlanmanın, kilo almamızın sebebi budur. Bu durum  beraberinde birçok sağlık problemini getirir.

Vücudumuz enerjiye ihtiyaç duyduğu zaman ilk iş olarak depoladığı büyük molekülleri küçük moleküllere çevirir. Daha fazla enerji verenden başlayarak yağlar yağ asitlerine, proteinler amino asitlere, glikojenler(depo karbonhidratlar) glikoza, dönüştürülürler.

En basit şeker molekülü olan glikoz, oksijenle tepkimeye girmesi sonrasında karbondioksit, su ve enerji açığa çıkarır. Bu olaya hücre solunumu da denir. Tepkime en basit haliyle şu şekilde özetlenebilir:

C6H12O6 (glikoz) + O2 -> H2O + CO2 + ATP (enerji)

Dengeli beslenmek, bilinçli spor yapmak, çok çalışmak, araştırmak, öğrenmek ve öğretmek. Hepsi birbiri ile bağlantılı durumlar.

Önce kendi kimyamızı, sonra çevremizin kimyasını, sonra ülkemizin kimyasını güzelleştirmek biz gençlerin ellerinde…

19 Mayıs’ın Kimyası
5 (100%) 3 votes

Yazar Hakkında

Oğuzhan Eker

Oksijen ile aramda ironik bir bağ var.

Bir Yorum Bırakın

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.